Reklam: Sosyal Medya ve Google Reklamcılığı

Özellikle e-ticarete yeni başlayan bir çok insan reklam vererek başarılı olabileceğini sanıyor.

Oysa reklamımızın en iyi sonucu vermesi için her şeyden önce e-ticaret sitemizin, ürünümüzün, hizmetimizin iyi olması gerekiyor.

E-ticaret sitemize ürünlerimizle ilgili 100 kişi geliyorsa ve aradıkları yanıtları bulamayıp alışveriş yapmıyorlarsa, sitemize reklamla ilgili 10,000 kişi geldiğinde ne değişecek?

Önceki bölümleri es geçip bu bölüme geldiyseniz, şimdi hemen geri dönün ve tekrar okuyun veya bu işe hiç girmeyin.

Online Reklam 101

Reklama harcadığımızdan daha fazla kazanıyorsak reklam yapmalıyız, kazanamıyorsak yapmamalıyız.

Güzel haber, internette hemen her şeyi ölçebiliyoruz. Yani kaç TL harcadık, kaç kişi geldi, kaç kişi bu reklamları tıklayıp alışveriş yaptı bunu görmek internet sayesinde mümkün.

Önce genel İnternet reklamcılık terimlerini anlayalım:
CPC (tıklama başına maliyet): 
Yani siteye 1 kişi gelmesi için ödediğimiz para. Reklamımızı kaç kişinin gördüğü markamızın tanınması için iyi olabilir ama kaç kişinin tıkladığı reklamın ölçülebilir performanısnı görmek için önemli.

Ziyaret: 
Sitemize gelen kişi sayısı. Reklamı tıklayıp veya internet tarayıcısına site adresini yazıp gelenler, Google arama sonuçlarında çıkan organik (yani reklamsız arama sonuçları) sonuçlarını tıklayıp gelenler veya bir başkasının paylaştığı bir linki tıklayıp (sosyal medyada veya başka bir sitede) gelen insanların sitemize yarattığı trafik.

Konumuz reklam olduğu için, biz şu anda e-ticaret sitemize reklamı tıklayıp gelenlerin trafiği ile ilgileniyoruz.

Dönüşüm oranı: 
Gelen ziyaretlerin satışa dönme oranı (%). Bu oran sektöre yapılan işe ve şüphesiz ürüne göre değişiyor ama Türkiye için %0.5 ile %1.5 aralığında olduğunu söyleyebiliriz.

Şimdi reklam vermem mantıklı mı diye bazı varsayımlarda bulunalım. Diyelim ki Google ve/veya Instagram üzerinden sitemize trafik çeken reklamlar veriyoruz.

Örnek senaryo 1
– 5 TL’ye e-ticaret sitemize 1 ilgili ziyaretçi getiriyoruz.
– 1000 TL harcadığımızda, 200 kişi sitemize geliyor.
– 200 kişiden %1’i ürünlerimizi almaya karar veriyor.
– 2 kişiye satış yaptık.

Diyelim ki, her satıştan da 100 TL net cebimize kalıyor.

2 satış oldu, 200 TL kazandık, 1000 TL reklama harcadık, 800 TL zarar ettik. Bu basit matematiğe göre, reklam vermemiz mantıklı değil.

Senaryo 2
– 5 TL’ye değil, 1 TL’ye ilgili kişi getirirsek, sitemize bu sefer, 200 kişi değil, 1000 kişi gelir.
– 1000 kişiden %1’i alışveriş yaptığında ürünlerimizi alırsa,
– 10 kişiye satmış oluruz.

Her satıştan 100 TL kazanıyorsak, 1000 TL kazandık demektir reklama da 1000 TL harcadıysak, kazancımız 0 TL’dir. Hala mantıklı görünmüyor.

Şimdi tüm değerlerin daha iyi olduğu bir hesabını yapalım:
Senaryo 3
– Siteye 1 TL’ye ilgili kişi getirsek, sitemize 1000 kişi geliyor.
– 1000 kişiden, %5’i alışveriş yapıyor,
– 50 kişi alışveriş yaptı.

Her satıştan 200 TL kazanıyorsak, 50 kişi aldıysa, 10,000 TL cebimize kaldı, 1000 TL reklamı düşersek, 9,000 TL kar ettik.

Reklam verirken o halde amacımız:
Reklam maliyetini CPC’yi düşürmek
Sitemize ucuza ve ilgili insan getirmek = CPC düşürmek (5 TL’ye değil 1 TL’ye insan getirmek)

Dönüşüm oranını artırmak
E-ticaret sitemizin içeriğini ve verdiğimiz desteği iyileştirerek, alışverişe dönüşüm oranını artırmak.

Tabii ki sadece içeriğimizi ve desteğimizi iyileştirerek artıramayız. Doğru bir hedefleme de yapmamız gerekir. Örneğin, spor ayakkabı satıyorsak ve ayakkabı ile ilgilenen insanları hedeflemişsek, siteye ucuza trafik çekebiliriz ama ayakkabı ile ilgili gelenlerin çoğu spor ayakkabı aramadığı için spor ayakkabımızla ilgilenmeyen insanlar da sitemize gelir. Bu yüzden de dönüşüm oranlarını artıramayız.

Satış karlılığını artırmak
Her satıştaki karımızı artırmak (cebimize kalan 100 TL değil, 200 TL olursa). Bir kişiye 1 ürün yerine 10 ürün satarak veya daha karlı ürünler satarsak, reklam vermek bizim için daha mantıklı olabilir.

Leave a Comment